İşyeri Hekimleri Derneği’nden Zonguldak Valisi Sn. Erdoğan Bektaş’a Açık Mektup

17.04.2020 günü Zonguldak Valisi Sayın Erdoğan BEKTAŞ’ın Zonguldak’taki sağlık çalışanlarında COVID19 sıklığına yönelik sağlık çalışanlarını suçlayan söylemlerini şaşkınlık ve üzüntü ile okuduk, izledik. Maalesef sayın Bektaş valilik görevi gereği sorumlu olduğu şehirde yaşayan her insanı koruması kollaması gerekirken tam tersini yaparak, kamu görevi icrasında çözüm yerine yeni bir sorunun kaynağı olmuştur.

Sayın Bektaş,

O sağlık çalışanları, ister virüs bulaşmamış tek bir odası, sandalyesi, masası kalmayan hastanelerde, ister ihtiyaç duydukları sosyal bir etkinlikte virüsle temas etsinler, hastalansınlar, ölsünler, bu ulusun salgınla mücadelede en öndeki savaşçılarıdır ve bugün o insanları hedefe koyma günü değildir. Hedefe koyan söylemlerde bulunup sonra da aynı suçlamada ısrar eden ifadeler içeren bir metin ile özür dilemek de kamu vicdanında karşılık bulmamıştır.

Salgın büyük, sorun ciddi, ekonomik durum sıkıntılı, kadroda da liyakat sorunu olunca hali ile herkesin psikososyal yönden destek gereksinimi içinde olduğu açıktır. İnsanların hatalı söylem ve hatta işlem yapabilecekleri beklenebilir ama bu en üst seviyede olunca sahadaki insanların direnci kırılır, gücü azalır, motivasyonu kaybolur. Halkın öncelikle kendisini yönetenlere, sonrasında da hastalıklarına tanı koyan ve tedavi edenlere de inancı ve güveni azalır.

Bir taraftan Türkiye’nin en çok akciğer hastasının olduğu şehirde yaşayıp, salgının değil ama ölüm korkusunun pik yaptırıldığı bir şehirde, evlere tıkıştırılıp, ekmeği için sokağa çıktığında polis baskısı ile karşılaşan halka ve o halka hizmet üretmeye çalışan sağlık çalışanlarına bu söylemden daha büyük kötülük yapılamazdı.

Zaman suçlama ya da hedef gösterme zamanı değildir. Bir valinin de bu süreçte böyle bir suçlayıcı söylemi bilerek, isteyerek yapmayacağına inanıyoruz. Kendi beyanı ile “kastını aşan” bir söylemde bulunduğunu düşünüyoruz.

Refleksleri gelişmemiş, öngörüleri olmayan kişi ve kurumlara karşın, bu şartlarda olabilecek en dinamik şekilde bir sağlık örgütlenmesi yapısı ile salgınla mücadele edilirken o hizmeti sunanları hedefe koymak doğru değildir. Herkes sağlık ekiplerinden yardım bekler ve onları desteklerken, onlara destek vermek, motive etmek, yüreklendirmek, onurlandırmak yerine o ekip üzerindeki sosyal ve psikolojik baskıyı derinleştirecek, onları yalnızlaştıracak ve ötekileştirecek bu söylemler salgınla mücadeleye katkı sağlamayacaktır.

Sayın Bektaş, kendisine pandemi kurulu toplantısı öncesinde ve toplantı sırasında aktarılan tıbbi ve epidemiyolojik bilgileri sağlık çalışanlarının şartlarının iyileştirilmesi amaçlı “baz bilgi” olarak kullanmak yerine tam tersini yapmış ve desteklenmesi gereken insanları, mücadelenin tam ortasında zor şartlarda çalışan sağlık emekçilerini adeta “salgının gerilememesinin sorumlusu” olarak göstermiştir.

Bu derece büyük bir dünya sorunsalının içinde en önde kavga eden bu insanların “yedikleri içtikleri ile ilgili konuşmak”, “bize yük oldular” demek ne devlet teamüllerinde,  ne de Türk halkının gelenek göreneklerinde vardır. Sayın Vali bu yönü ile tüm ülke insanının kalbinde yara oluşturmuştur.

Kaldı ki Sayın Vali, yaptığı özür açıklamasında yine sağlık çalışanlarını “kendilerini koruyamamakla” itham etmiştir. Bu salgında ülkemizde vali ve kaymakamlar da COVID19 hastası olmuştur. Dünyada birçok ülkede bakanlar, başbakanlar, prensesler de hastalanmıştır. Ve muhtemeldir ki, salgın devam ettiği sürece, devlet adına görev icra eden başka insanlar da hastalanabilir. Sayın Bektaş’a göre özellikle kamusal görev icra edenler hastalanmamalıdır. Bir kişi hastalanıyorsa, bundan o kişinin kendisi sorumludur, çünkü kendisini koruyamamıştır. Bu bakış sağlıklı bir zihnin bakış açısı olamaz.

Sayın Vali, yanlış, eksik ve yönlü bilgilendirilmeden kaynaklandığını düşündüğümüz sebeple, Sayın Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin KOCA’nın günlerdir vurguladığı başarılı sürveyans ve filyasyon, yoğun bakım yatışlarında azalma, entübasyonda azalma, tedavi edilip taburculuktaki artma ile ilgili ulusa verdiği bilgilerle çelişen söylemlerde bulunmaktadır. Sağlık Bakanına göre sağlık çalışanları bu dönemde üstün başarı gösterirken Vali bey bu başarıyı basına verdiği beyanlarda “polis, jandarma ve imamlara” bağlamaktadır. 

Bilinmelidir ki; tüm dünyada ve ülkemizde çok çok özel eğitim almış, ömrünü harcamış bilim insanlarının henüz tüm boyutlarını ortaya koyamadığı, bilinmeyenlerin bilinenlerden kat kat fazla ve dolayısı ile mücadelenin de bir o kadar zor olduğu bu şartlarda, Sayın Vali’nin sağlık çalışanlarının hastalığı birbirlerine misafirhanelerde geçirdiği tespiti, bilimden uzak, kanıtsız, anlamsız ve hükümsüzdür.

Biz sağlık çalışanları, her türlü zorluğa, yönlendirmelerdeki bocalamalara, imkansızlıklara, bilinmezliklere rağmen, insanlık ve meslek onurundan aldığımız güçle, halkımız için yılmadan, usanmadan, taktire şayan bir başarı ile, toplumu bilgilendirmek, korumak ve tedavi etmek için çalışmaya devam ediyoruz. Bizleri yönetenlerin öncelikli sorumluluklarından biri de biz sağlık çalışanlarının sağlığını korumaktır. Kamudaki sağlık çalışanlarının işvereni devlettir. T.C. Anayasası ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu açıktır. Maalesef, koruması ve kollaması gerekenin suçladığı bir gün yaşanmıştır.

İşyeri Hekimleri Derneği olarak, sağlık çalışanlarının sağlığını ilgilendiren bu önemli konuda Zonguldak Valisi Sayın Erdoğan BEKTAŞ’ın beyanını sağlık çalışanlarına karşı yapılmış açık bir haksızlık olarak görmekteyiz.

Geçmişteki örneklerde olduğu gibi bu tür olumsuzluklar, biz sağlık çalışanlarının aynı özveri ile hizmeti sürdürmesini engellemeyecektir.

Salgını durdurmak için emeğini/canını ortaya koyan tüm sağlık emekçilerine saygılarımızla.

İşyeri Hekimleri Derneği Yönetim Kurulu

17 Nisan 2020