6.Olağan Genel Kurul Sonuç Bildirgesi / 25.11.2018

2008 yılında 43 üyenin katılımı ile kurulmuş olan derneğimiz bugün 494 üye sayısına ulaşmıştır. Sağlıklı ve güvenli ortamda çalışmanın temel bir insan hakkı olduğu bilinci ile çıktığımız yolda geçen 10 yıl içinde “önce insan” diyerek bilimi kullanan, etik değerlere önem veren meslektaşlarımızla büyüyerek işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında karar süreçlerine müdahil olan aktif bir örgüt haline geldik.

İşyeri hekimliğini bir uzmanlık alanı olarak gören her hekim aramıza katıldıkça alanın tüm taraflarına işçi sağlığı hizmetlerindeki koruyucu sağlık hizmetlerinin temel felsefesini daha iyi anlatır ve gösterir olduk. Her bir iyi uygulamayı gerek sahada gerekse de ulusal hatta uluslararası düzeyde paylaştık ve etki oluşturmaya başladık. İşçi sağlığı hizmetlerinde niteliği aşağı çeken tutumlarla çalışan, işyeri hekimliğini emeklilikte yapılan ya da ek gelir kapısı gören hekimlerin de bilime ve etik değerlere uyan bir şekilde çalışmalara yönelmesi şu an için öncelikli amaçlarımız arasında.     

İş sağlığı alanı ve iş yeri hekimliği uygulamaları her açıdan sorunlar yumağı halinde önümüzde durmaktadır. Daha kötüsü ise Devlet-İşçi-İşveren üçgeninde bu sorunları çözmek için köklü, kalıcı, sürdürülebilir adımlar atılmamakta ya da atılması beklenmemekte, hatta önüne geçilmektedir. İşsizlik işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının önündeki en büyük sorun olarak ortada durmakta, adeta taraflarca da İSG hizmetlerine karşı kötüye kullanılmaktadır. Kanunların uygulanabilirliği sağlanmadan, çalışanın katılımının olmadığı, işverenin sürekli maliyet unsurlarını öne sürerek iyileştirmeleri ötelediği ve destek vermediği bir ortamda bu durumun son bulmayacağını düşünüyoruz.

Bugün için iş kazalarında iş güvenliği uzmanlarının sırtına yüklenen işveren sorumluluğunun gelecekte meslek hastalıkları ve hatta iş kazaları boyutunda işyeri hekimlerinin üstüne yıkılmaya çalışıldığını görmekteyiz. Bu sebepledir ki alanın yetişmiş insan gücünü kaybetmekteyiz. Her geçen gün evrak üstünde yapılan kurslarla sadece sınav başarısı gözetilerek alana katılan yeni işyeri hekimleri ile işçi sağlığının temel koruyucu felsefesinden uzak kadrolaşma ile alanın altının boşaltıldığını görmekteyiz.

ILO, WHO gibi uluslararası kurumlarla işbirliği yaparak ülkemizdeki İSG uygulamalarının entegrasyonunda sahadan gelen birikimimizle yaşanan gerçekleri ve çözüm önerilerini paylaşıyoruz. Bu kurumların alana özel yayınlarını Türkçeye çevirerek meslektaşlarımıza kazandırma çabasındayız.

Derneğimiz, yurt içinde TTB ve UDEK başta olmak üzere, Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, İSGÜM, SGK, Üniversiteler, diğer uzmanlık dernekleri ve alandaki diğer paydaşlarla ilişkilerimizi gerek projelerle, gerekse de ortak eğitsel çalışmalar ve kongre, sempozyum, çalıştaylarda desteklemek yolu ile arttırmaktayız.

Meslek hastalıklarına karşı işverenlerle işbirliği içindeymişçesine hiçbir kontrol sürecinin oluşturulmaması, sporadik vakalar şeklinde meslek hastalıklarının tanı sürecinin kendi haline bırakılmış olması, iyileştirici faaliyetlerinin adının bile anılmaması geleceğimiz için kaygı yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığının kendi içinde yaptığı çalışmaların henüz sahadan çok uzak olduğunu görüyor ve bizlerle işbirliğine davet ediyoruz. İşyeri hekimini kapsamayan surveyans sisteminin daha ilk adımdan eksik kalacağını iddia ediyoruz. Hastalık tanısının sağlık kurumlarında değil de bir sigortacılık kurumunda verilmesinden ve bu bakışla meslek hastalıklarının tazminat odaklı tanımlanmasından rahatsızız. Meslek hastalığı tanı sistemindeki suç – suçlu mantığının önlenmesinin birinci adımının tazminat kurgusunun sonlandırılması olduğunu vurguluyoruz.

  • Ülkemizde meslek hastalığı tanı sürecinin yönetiminin yeniden düzenlenmesini, işyeri hekimlerinin de dahil olduğu hastalık veri giriş alt yapısının kurulmasını, meslek hastalığı tablosunun netleştirilmesini, oluşacak verilerle alanda koruyucu hekimliğin ve meslek hastalıklarına karşı geliştirilecek önleyici uygulamaların temelinin oluşturulmasını, kısa ve uzun vadeli planlarla ülkemiz geçekleri doğrultusunda sektörel risklerin ortaya konularak bilim temelli, mesleki bağımsızlığın sağlandığı çalışma şartları ve meslek hastalıkları ile mücadelenin insanımızın hakettiği düzeye çıkarılmasını istiyoruz.
  • Tazminat odaklı bakışın ötesine geçilerek, iş kazası ya da meslek hastalığı sebebi ile işini yapamaz hale gelen işçilerin sosyal ve ekonomik haklarının, çalışma haklarının ulusal otoritece yasalarla koruma altına alınmasının, bu yolla geçiş sürecinde meslek hastalığı tanısının işçi yönünden özendirilmesinin ve işyeri hekimlerinin özgürce meslek hastalığı tanı sürecini yönetebilmesinin gerekliliğinin kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Bugüne kadar boş bırakılan meslek hastalığı kontrol ve tanı sürecinde içinde bulunduğumuz süreçte işyeri hekimlerinin günah keçisi ilan edilmesine çalışılmasının hem bilime, hem ülkemizdeki çalışma hayatının gerçeklerine hem de işçi sağlığının geleceğine zarar vereceğini görmekteyiz. Ulusça kültür değişimi söylemlerinin yapıldığı bugünlerde bireyin değil sistemin sorgulandığı ve düzeltildiği yasal düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz.             
  • Çalışan Sağlığı ve İşyeri Hekimliği hizmetleri iş sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarının en kritik ögesidir. İşyeri hekimliğinin bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesini, mesleki bilgi, deneyim ve etik tutumun desteklenmesini ve korunmasını istiyoruz.
  • İşyeri hekimlerinin sertifika ve sertifika sonrası eğitimleri, piyasanın değersizleştirici ortamından kurtarılmalı, meslek örgütlerine ve üniversitelere bırakılmalıdır. Bu konuda bizim de katkı koyduğumuz İSG Profesyonellerinin Eğitimi başlıklı ILO raporunun kamuoyu ve tüm taraflarca paylaşılmasını, bu raporun içeriğine uygun olarak hızla aksiyon alınmasını, söylemlerde kalmamasını istiyoruz. Derneğimizin bu hizmetin ifasında görev almaya hazır ve talip olduğunu belirtiriz.
  • İşyerlerindeki İSG denetimleri deneyimli işyeri hekimi, iş müfettişleri ile yürütülmelidir ve bu denetimler sıklaştırılmalıdır. Hekim iş müfettişlerinin olmadığı, sayıca yetersiz olduğu noktada derneğimiz bu görevinin yerine getirilmesinde görev almaya hazırdır.
  • İSG alanında görev alan üst düzey bürokratların sürekli değişmesinin alanın sorunlarının çözümünü öteleyen ana sorunlar arasında olduğunu düşünüyor ve bu alanda oluşmuş bilgi ve tecrübe birikiminin üst düzey karar verici kimliklerin seçiminde birincil tercih olmasını, çok özel olan bu alanda liyakat unsurunun siyasi karar verici kişi ve kurumlarca öncelenmesinin ülke ve insanımız çıkarları yönünden kaçınılmaz olduğunu belirtiyoruz.

Ülkemizdeki temel İSG sorunu işveren için yol gösterici uygulamaların yokluğu ve verdiği ya da vermediği İSG hizmetlerinin “niteliksel” denetimin olmamasıdır. İşverenin çalışanını koruyucu uygulamaları yapmasını sağlamak, çalışan sağlığı ve güvenliği alanında birincil sorumlu olduğunu unutturmamak görevi kamu yönetiminindir.  

  • Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de İSG hizmetlerini “niteliksel” olarak eksik – yetersiz veren işveren adil kurallarla cezalandırılmalı bu sayede bu alana yatırım yapan işverenler de dolaylı olarak ödüllendirilmelidir.
  • Denetimler varlık-yokluk yönünden değil “niteliksel” olarak derinleştirilmelidir.
  • Özellikle sağlık gözetimi uygulamalarının niteliksel denetimi yapılmamakta, piyasa şartlarında hizmetin içi boşaltılmaktadır. Bu konuda uzmanlık dernekleri, meslek örgütleri, akademik kurumlarla işbirliği yapılmalıdır.
  • Kullanıma açılan yazılımların da şu an için varlık-yokluk yönünden kurgulu olduğu görülmektedir. Sistem bu hali ile kendi geleceğini karartmaktadır.
  • İSG alanında faaliyet gösteren OSGB, laboratuvar, ortam ölçümü, test ve kalibrasyon kuruluşlarının faaliyetleri, tutumları ve uygulamaları mevzuat ve etik açısından yakın gözetime tabi tutulmalıdır. Bu alanda kamu otoritesinin nitelik yönünden denetimlerini arttırmasını ve alanda onarılmaz yaralar açan usulsüz uygulamalar yapan kurum ve kişilerden alanın temizlenmesini istiyoruz. Bu konuda mevzuatın uygulanmasını, eksik mevzuat varsa geliştirilmesini talep ediyoruz.
  • Kamusal otorite denetleyici rolünü vakit kaybetmeden uygulamaya koymalı, alana – sektöre –riske yönelik rehberlerle gelişimi hızlandırmalıdır.  

Saygılarımızla,

İşyeri Hekimleri Derneği